Pazar, Temmuz 17, 2011
Perşembe, Temmuz 14, 2011
filmler, kitaplar ve 10 lira
üşengeçliğimin tavan yaptığı günlerdeyim. bütün paramı tişörtlere, kitaplara, filmlere ve kredi kartıma yatırdığımdan mütevellit cüzdanımdaki 10 lira bana yarenlik ediyor şu sıralar. onunla olan beraberliğimiz ise çok seviyeli, birbirimize taviz vermiyoruz pek. 0 yüzden evde pinekliyorum. duvarlara bakıyorum felan. balkon da güzel. öyle yani. bu arada kendime 74676423 sayfalık bir ales kitabı aldım. çalışmaya kararlıyım artık. zaten ales kolay yea. da kpds, üds kasıyor beni biraz.
yeraltından notlar'ı okuyordum son günlerde ama. kesinlikle bir yaz kitabı değil. oturp ders çalışır gibi okumak gerek o kitabı. kafam büyüyor okurken resmen. ve benim psikolojim şu sıralar bunu kaldırabilecek durumda değil. yüzeyselim, tatsızım bugünlerde. o yüzden dün saatleri ayarlama enstitüsü'nü aldım. onu okumayı deneyeceğim.
film gecelerim de tüm hızıyla devam ediyor. son kurbanlarım; otobüs, incir reçeli ve schindler's list. otobüs 1976 yapımı bir tunç okan filmi. ve muazzam. mutlaka izleyin. incir reçeli de eh. yani aslında son yıllarda çekilen metropol aşkları konulu filmler arasında "iyi" kategorisine girer. dün gece de schindler's list vardı ekranımda. 192 dakikalık dram. ve hakikaten insanın içini titreten bi dram. bitirdi beni.
staj defterim hala yarım. biri yazsa benim için. ay bayılazaam. sistim.
hoşçakalın.
Pazar, Temmuz 10, 2011
yazacak bir şey bulamıyorum vol 6341
evet. bütün gün yiyip, içip, yatmaktan başka hiçbir şey yapmıyorum. ne kadar mutluyum anlatamam. tek sorun herhangi birileriyle muhattap olmadığımdan ya da herhangi bir şeyle uğraşmadığımdan mütevellit buraya yazacak bir şey de bulamıyorum. ayrıca "yazacak bir şey bulamıyorum" cümlesi bu blogun %70'ini felan tanımlıyorum. bunun da farkındayım ve çok mustaribim. neyse. otomatik portakal bitti. beğendim. üzerine çok şey yazabilirim ama yazasım yok. the truman show'u izledim. o da çok güzel. hatta negzel negzel. bir de geçen gün requiem for a dream'i izledim dün. o da pek hoştu. böyle herkesin izlediği filmleri izlememiş olmak kadar kötü bir şey yok azizim. muhabbet döner dolaşır misal sinemaya, filmlere gelir. oradan da doğal olarak herkesin izlediği filmlere ulaşır. herkes "o nasıl güzel bir filmdi!", "o ne oyunculuktu!" gibi yorumlar yaparken siz mal mal konu değişsin diye beklersiniz. yani ben beklerdim. ve bir yerleremi büyütmekle meşgul olduğum şu günleri bu herkesin izlediği ve arkadaş sohbetlerinde konusu dönen filmleri izleyerek geçirmeye karar verdim. ve memnunum da bu durumdan. sonuçta güzel filmler bu filmler. neyse. böyle işte.
bir de şu sıralar yeni bir format çıktı. yani çıktı demiyeyim diye çoğaldı. bir kaç ünlü bir araya geliyor. bir tane de konuk alıyorlar ortaya. sağlı sollu bir şeyler tartışıyorlar. bu programlardan sadece şu an adını hatırlamadığım, müjde ar'lı olanı denk geldikçe izlerdim. zira ben müjde ar'ı çok severim.
bu konuda söyleyeceklerim bu kadar!
Pazartesi, Temmuz 04, 2011
gece
sayfalarca yazasım var. saatlerce, günlerce ve hatta yıllarca. gece öyle sessiz ki inanamazsın. inanmadığın bir şeyin içinde var olmak da olmaz tabi. yakışmaz. sessizliğin sesi diye bir şey var derler ya hakikaten var öyle bir şey. adamı bitirir bu şey. sağ şakağından girer usulca. matkap gibi deler içini gıdıklaya gıdıklaya. sonra beyninde ilerler. yer arar kendine. bulur, oturur. bir 50'lik söyler. standart. o içtikçe sen sarhoş olursun. yapacak şey yok. katlanmak gerek.
geceler hep böyle mi? böyle galiba. hep sessiz. hep yalnız. hep terkedilmiş. bir de serin. geceler hep ürpertir beni. tüylerim diken diken oluverir anlamadan. üzülürüm onlara bakdıkça. bi sigara yakasım gelir. sonra sigara kullanmadığımı hatırlarım. bir gün hatırlayamazsam ki zaten çoğu şeyi hatırlamıyorum sigara içmeye başlayabilirim.

çok merak ediyorum insanların geceleri neler yaptığını. uyuyabilirler, gezebilirler, okuyabilirler, dinleyebilirler, ağlayabilirler, eğlenebilirler, sevişebilirler. ve eminim daha milyonlarca fiili yerine getirebilirler. ben ne yaparım? ben düşünürüm. bazen ağlarım. bazense kitap okurum, ama aynı zaman diliminde başka şeyler de düşündüğümden okuduğumu anlamam. bir daha okurum. bir daha. bir.
geceleri sivrisinekler karınlarını doyuruyor. kan içiyorlar. kan içip kızılcık şerbeti içtim diyorlar. bense tek darbeyle onları öldürebiliyorum. anneme benzediğimi daha önce söylemiş miydim? onu seviyorum. naber anne?
gece hala sessiz. herkes ne kadar çok uykuda. kaçıncı uyku bu? kaçıncı göz yumuş? uyanın ey ahali. açın gözünüzü. görün beni.
yarın güzel bir güün olabilir. olmayabilir de tabi. hayatta kesin bir şey yoktur. sadece ihtimaller vardır. belki ben bile yokumdur. yokluğum sizindir. siz neredesiniz? kim bilir kaçıncı uykuda. gece çok serin. esinti hakim. üşütüyor. üşüyorum. küçülüyorum.
elektriğin sesi var bir de. daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum. ama ben duyuyorum. kablolarda yaşadıklarını görüyorum. trafik felç. gürültü çok. ben elektrik olmak istemezdim. her yer de olmak zorunda olmak çok kötü bence. ben bir de ayna olmak istemem. çaktırmadan göz ucuyla herkes sizi süzer. asansörde tek kaldığınızda etmedikleri hakaret kalmaz. kötüdür ayna olmak bence. hiç olmadım. ama öyledir eminim.
sanırım başka söylecek bir şeyim yok. aaa var. şu an da balkonumun semalarında tek bir yıldız bile yok. yıldızlar bile gitmiş. bir ben kalmışım. ben de giderim. kafama sıkar giderim.
Pazar, Temmuz 03, 2011
bizim aile

evet 3 haftanın acısını çıkarıyorum. o yüzden bugün bu kadar çok post giriyorum. negzel di mi? di. pof.
trt 1'de an itibariyle bizim aile oynuyor aziz okuyucularım. nasıl mutlu oldum görünce anlatamam. eskimeyen filmlerdendir bizim aile. muhteşem kadronun elinden çıkan filmlerin en güzellerinden. benim favorim her zaman damat şener. evet, ben de şener şen'e dayanamayanlardanım. adile naşit, ayşen gruda, münir özkul, tarık akan, halit akçatepe, ıtır esen ve diğerleri. hepsi bu kadar mı samimi olabilir? hepsi bu kadar mı doğal oynayabilir? kısaca en'lerdendir bu film. bıkılmayanlardan. eskiyi hatırlatanlardan.
siz de açın izleyin hemen. yaşar usta'nın unutulmaz tiradı gelecek sonunda. unutmayın.
üsküdar üzerine
üsküdar'a giderken diye bir dizi var. bilen bilir. erkan can, öner erkan, erdal tosun, tülin özen felan oynuyor. ve ben bayılıyorum. hohoho'larla gülüyorum. ancak kanal d'nin gerzek yayın politikasından ötürü ne günü ne de zamanı adam gibi. absürd zaman dilimlerinde olduğundan mütevellit rastgeldikçe izleyebiliyorum sadece. evet biliyorum bol ağlatmalı, bol entrikalı dizilerden değil. yani iş yapması oldukça zor ama bunu da izleyenler var yani. çok güzel ya. negzel hatta. nolur adam gibi zamanlarda olsun. sübaneke. dinimiz. amin.

ardından

uzun ve yorucu bir stajın ardından hepinize merhaba.
sisiay (coca cola içecek a.ş.'nin fabrika içindeki kısaltması) kariyerim şimdilik bitti. 3 haftadır doğru düzgün hiçbir eylemde bulunmama rağmen hiçbir şeye vakit ayıramadım. dolayısıyla ördeklerime de gereken özeni gösteremedim.
staj insanın özgüvenini yerine getiren bir şeymiş bu arada. bunu öğrendim. işlerin sandığım kadar komplike bir şey olmadığını görmek içimi ferahlattı diyebilirim. tabi bunların dışında yeni staj kankaları edindim. zaman çabuk geçti sayelerinde. sorumluluk almak da ayrıca güzel şey. hatta tam bana göre olduğunu düşünmeye başladım. staj sonunda kalite güvence ve üretim mühendislerine bir sunum yaptım. ki o da beklediğimden çok daha güzel geçti. bol bol tebrik aldım. haliyle sevindim.
staj defteri denen nalet şey hakkında bir şey söylemek istemiyorum. bıktım kendisinden. halen bomboş durmasına rağmen bana yaşattığı stres yetiyor bünyeme. bu hafta içinde tamamlayıp imzalatmak için bir kez daha cci (sisiay)'ın yolunu tutacağım. projelerim var. proje stajyeri olasım var. bu isteğimi de belirteceğim. hayırlısı.
günlerden pazar olduğundan mütevellit canım sıkılıyor. rahatsızım. bittim. biterken gittim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

