Cuma, Nisan 20, 2012

Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar

merhaba,
*
uzun bir aradan sonra buralarda olabilmek ne güzel. vizelerimin bugün itibari ile bitmesiyle birlikte sonunda gecelerim daha laçka, gündüzlerim daha zinde olabilecek. güzel yani.
*
yapacak da ne çok şey birikmiş kardeşim. bu gece eve girince farkettim. yaklaşık bi 2-3 hafta önce bitirme tezimi aldım. henüz kendisiyle ilgili bi adım atmadım. en kısa sürede bir şeyler yapmaya başlamam gerek. zira erteledikçe "lisans tezini son gece yazan insan" olmam uzak bir ihtimal değil. idefix'de malumunuz büyük indirim var şu sıralar. güzel bir liste yapmaya çalışıyorum. ancak elimdeki para ile almak istediğim kitap sayısı arasında ters orantı olduğu için karar vermem zor oluyor biraz. birkaç gün daha üzerinde çalışmam gerekecek sanırım. kpds içinse umudumu yitirmiş değilim. çalışabilirim. son haftalarda kursa gitmeyi sürekli ertelesem de hala yapabilirim. çalışabilirim. oooğmm. (bilinçaltıma güzel güzel işlesin bu fikir). yaklaşık bi 10 gün önce üds açıklandı bu arada. beklediğim puanın yaklaşık bi 15 puan üstünde almam da güzel oldu. ha, bu söylediğime bakıp 90-100 aldığım sanılmasın. 65 almışım. ama gayet sevindim yani. bir kaç gün önce ekşi'de üds sonuçları hakkında yazılan entrileri okudum. allahım, o da ne? herkes 90, herkes 95. 80 alan kendi kendine triplere giriyor, üzülüyor felan, "bu sınavı da yapamayan..." geyiği dönüyor sürekli. bu sınavın türkiye ortalaması 35 la. daha neyin kafasını yaşıyorsunuz? ya ben gerizekalıyım ya da sözlükdaşlarımın hepsi doğma büyüme yunaytıd kingdım. daha da bir şey demiyorum. -farkettiysen sinirlendim-
*
neyse, hasılı yapmam gerekenlere nerden başlasam bilemediğim için bu akşam sadece mal mal tavana bakıyorum. özlemişim tavanımı. geçenlerde okula kişisel gelişimcilerden biri geldi. zoraki katıldım ben de verdiği seminere. kadının dediğine göre insan mutsuz olunca yere bakarmış. çok saçma değil mi? ben mutsuz olunca tavana bakarım mesela. ya da ne bileyim çok yorgun olduğum zaman ya da hiçbir şey yapmak istediğim zaman yatağıma sırtüstü uzanır tavanı seyredirim. dinlendirir beni. yanlış tespit yani. oldum olası inanmadığım kişisel gelişim şeylerine bu tespitten sonra sittin sene inanmam sanırım. üzgünüm.
*
şimdi sütümü içip, dişlerimi fırçalayıp tavanımı seyretmeye devam etmeliyim.
görüşmek üzere.
*

Salı, Nisan 03, 2012

pandas

arkadaşımın(selam tub, naber?) tivitırdan bana benzettiği pandalar :
meraba pandalar, naber?

Pazar, Nisan 01, 2012

-zelzele, kaymakam bey zelzele. +olabilir.

meraba blog, naber?
*
yarından itibaren vizelerim başlayacağından mütevellit ders çalışmam gerek. lakin daha başlamadım. her zaman olduğu gibi duyduğum pişmanlıktan ötürü kendimi nerelere atacağımı bilemedim. sonra dedim ki kendi kendime "kızım..." - ben kendime hep kızım derim- "kızım, sen blog sahibi insansın. ne düşünüyorsun kendini nereye atacağını?" hasılı kelam kendimi burda buldum.
*
öhöm. neyse. son günlerde ders çalışmamak için bol bol film izliyorum. onlardan bahsedeyim. ben ciddi anlamda bir "türkfilmisever"im. izlemediğim ya da haberimin olmadığı çok az sayıda yerli yapım vardır.
*
uzunca zamandır izlemek isteyip de bir türlü denk getiremediğim şener şen'in değirmen'ini izledim dün gece. azizim, izleyin bu filmi. değirmen, reşat nuri güntekin'nin aynı isimli öyküsünden uyarlama bir film. ben öyküyü okumadım. o yüzden uyarlamanın iyiliği ya da kötülüğü hakkında bir şey söylemem ama öyküyü okumayan biri için de gerçekten çok çok iyi film. 1986, atıf yılmaz yapımı. şener şen dışında tarık pabuççuoğlu, ali erkazan, serap aksoy gözümüze çarpanlar. filmin konusu ise devlet işlerinin nasıl yürüdüğü aslında genel olarak. olay, 1914 yıllarında sarıpınar kazasında geçiyor. beldede yaşanan ufak bir depremin ardından padişahtan kaymakama kadar tüm devlet teşkilatında yaşanan büyük olaylar anlatılıyor. daha fazla spoiler veremiyorum. çünkü olayları nasıl tarif edebileceğimi kestiremiyorum. -bazen etkileyici cümleler kuramıyorum da.-
*
*
siz, mutlaka izleyin. bana da "izledim" deyin.
hadi bana vizelerde başarılar.
görüşenzi.

Perşembe, Mart 22, 2012

basit

naber?

bugün ilk profesyonel iş görüşmemi yaptım. sonuç tabi negatif. ama olsun ilkleri severim. o nedenle buraya not düşeyim dedim. bir şeyler yazasım var ama aklımı toparlayamıyorum. başka zaman görüşürüz.

tutsam şu karanlığı, tutsam da yırtsam.
ah elim tutuşmasa, elini tutsam.
susmasan konuşsan, sesini duysam.
tutsam güzel yüzünü, bağrıma bassam.*

*bu şarkıyı da çok severim.

Cumartesi, Mart 17, 2012

meraba cumartesi!

evde geçirilen bir cumartesi için gerekenler sevgili kardeşlerim :
---------------------------------------------------------------------------

Perşembe, Mart 15, 2012

yeter yıldırım demirören.

selamlar.
..
bursa'da kitap fuarı var şu sıralar. bu sene ben şunu farkettim ki ben her sene bu fuar dört gözle bekliyorum, koşa koşa gidiyorum sonra beklentilerimin enkazı altında kalmış bir halde eve dönüyorum.
..
bir kere şu fuarda neden sahaflar stand açmıyor? biri izahatını versin ya. 200'e yakın stand içinde sahaf sayısı ya 5 ya 6. yani bu ne demek? her stand aynı. hep aynı kitaplar, hep aynı yazarlar. zaten ben onların kitaplarını okumak istesem gider bi kitapçıya alırım. o kalabalığa girmeme gerek yok. her yerde varlar nasılsa. ama benim asıl aradığım daha önce pek rastlamadığım kitaplar, eski basımlar, adını duymadığım yazarlar. böyle olunca benim boynum bükülmesinde kimin boynu bükülsün?
..
indirim mevzusu var sonra. her yayınevi %20 indirim yapıyor kitaplarda. ama az yani bu oran. hali hazırda zaten idefix'de %15 indirim stabil. ki keza diğer pek çok internet satış sitelerinde de durum öyle. yani hadi sahaf bulamadım bari ucuz kitap alayım mantığı da işlemiyor. ve ben boynu bükük halden agresif bir hale paralel geçiş yapıyorum bu durumda.
..
bir de öğrenci olayı var ki ... efendim, şimdi okullar kitap fuarına tur düzenlemişler. iyi, hoş. ama yani 1. sınıf, 2. sınıf öğrencisini orada zaptetmek takdir edersiniz ki pek kolay değil. öğretmenleri de haliyle çareyi çocukları ikili sıraya sokup o şekilde gezdirmekte bulmuşlar. zaten ortam kalabalık. bi standtan diğerine geçicem. o da ne? tren şeklinde bir grup küçük insan. bir de görseniz; böyle şaşkın şaşkın etraflarına bakınıyorlar, bir yandan öğretmenleri "sırayı bozmaağ" diye çemkiriyor felan. kötü ya, yazık resmen o çocuklara. hiçbir şey anlayamıyorlar ki. kimsenin mi aklına gelmemiş en azından çocuk kitapları standlarını bir yerde toplamak acaba? merak ediyorum.
..
fuarın hali böyleyken ben de ancak 3-5 parça bir şey alabildim. gaza gelip 3 tane kpds kitabı almışım ki çıkışta "neyse ya sınavdan sonra satarım. tertemiz kitaplar nasılsa, iyi para verirler" diye aklımdan geçirirken yakaladım kendimi. bir insanın gazı bu kadar mı çabuk söner? bilinçaltım direkt sinyal vermiş, nasıl olsa bunlar çözülmeyecek diye. tey allahım!
..
ancak şu kitap ayracına bayıldım. bir yüzünde jaws'ın afişi, diğer yüzünde jailhouse rock'ın afişi. enfes.
..

Cumartesi, Mart 10, 2012

fırında tatlı tatlı kızardığı için adını utangaç mırnav koydum.

selam.
farkettim ki ben buralara uğramayalı 1500 yıl olmuş. "peki perse, bu 1500 yıl boyunca buraya iki satır yazmadın da daha önemli ne yaptın allasen?" diyebilirsiniz. ki ben olsam daha sert konuşurum.
peki neler yaptım? öncelikle biraz şehirdışına çıkıp ruhumu dinlerdirdim. zira çok yoruluyor malum. okula git, eve gel, dışarı çık, eve gel, ye, iç, devir totoyu yat. bunlar hep ruhu yıpratan şeyler. neyse. her şey çok güzeldi.
şimdilerde ise nedense 3.5 yıldır doğru düzgün hiçbir aktivede bulunmadığım sınıf arkadaşlarımla bi sosyallik içindeyim. birlikte gezmeler, yemekler, içmekler, oyunlar ve sonsuz planlar. sonumuz hayır olsun.
haftaya üds var. ve ben hala evde kendi çabamla hiçbir şey yapmadım. haftasonları kursta ne yaptıysam bugüne dek elimde olan o. bi de utanmadan gazeteden kupon felan biriktiyorum. kpds kitap seti alıcam da sınav kazanıcam. tey allahım. artık kendimden ve yapabileceklerimden ürküyorum.
bugün kitap fuarı başladı. pazartesi keşfe gitme niyetindeyim. şöyle erken saatlerde, pek kimseler yokken gidip derin araştırmalar yapmak hedefim. kendime ve kredi kartıma güveniyorum. tanrı bizi kutsasın.
mütemadiyen dizi izliyorum. artık beynimdeki dizi-sezon-bölüm korelasyonu tanımlanamaz bi halde.
daha önce bunu farkettiniz mi bilmiyorum ama birbirlerinden nefret eden insanlar en çok birbirlerine benziyor.
hoşçakalın.
not: ben bunları yazarken tv'deki çizgifilmde aynen şu cümle geçti. kafamda dönüp duruyor. "fırında tatlı tatlı kızardığı için adını utangaç mırnav koydum".
alla alaaaaa.