Pazartesi, Aralık 31, 2012

kendime not

52 haftada 23 kitap okumuşum aziz silah arkadaşlarım.

1. Franz Kafka - Dönüşüm
2. Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi
3. Raymond Queneau - Biçem Alıştırmaları
4. Barış Bıçakçı - Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
5. Hakan Bıçakçı - Rüya Günlüğü
6. Hakan Bıçakçı - Boş Zaman
7. Yaşar Kemal - Ağrı Dağı Efsanesi
8. Orhan Kemal - Murtaza
9. Selçuk Altun - Annemin Öğretmediği Şarkılar
10. Douglas Adams - Otostopçunun Galaksi Rehberi
11. Alparslan Akkuş - Kaderle Zar Atılmaz
12. Kyung-sook Shin - Lütfen Anneme İyi Bak
13. Zülfü Livaneli - Leyla'nın Evi
14. Orhan Kemal - Dünya Evi
15. Boris Vian - Güllerin Köpüğü
16. Murat Gülsoy - Binbir Gece Mektupları
17. Mustafa Kutlu - Uzun Hikaye
18. İhsan Oktay Anar - Yedinci Gün
19. Lev Tolstoy - İnsan Ne İle Yaşar?
20. Lütfü Şimşek - Sosyal Bilimler ve Felsefe
21. Güntekin Akkuş - Algı Kalesi Rastlantı ve Devinim
22. Hüsnü Arkan - Ölü Kelebeklerin Dansı
23. Selçuk Altun - Ku(r)şun Lezzeti

kendime not : daha çok oku !

Cuma, Aralık 28, 2012

Naber?

Birkaç gün sonra yıl bitiyor. Dedim bari küçük bir 2012 değerlendirmesi yapayım kendimce. Bunu dedim ama bir önceki cümle bittiği an ne kadar balık hafızalı bir insan olduğum gerçeğiyle yeniden yüzleştim. Hiçbir şey hatırlamıyorum! Neyse eldeki dokümanlarda olanlarla idare edeceğiz artık.

Ocak 2012 : Final tatili ve finallerle geçti. KPDS hazırlık kursuna yazıldım. Bunu neden yaptım bilmiyorum. 3 ay boyunca her hafta sonu erken kalkmak. Tamam her hafta sonu diyemeyiz, son 1 ay hiç gitmemiştim. İşe başladım.

Şubat 2012 : Bahar dönemi için ders seçerken okulun 1 yıl uzaması gibi bir ihtimal belirmişti ki neyse ki bertaraf edildi. Dönem başladı. Ortalamamın tavan yapacağına inancım sonsuzdu (yapamadım) Tofaş-Aliağa Petkim maçına gitmişim bir de. 

Mart 2012 : Mühendis olarak ilk profesyonel iş görüşmemi yaptım. Tabi sonuç negatif oldu. Kitap fuarına gittim. ÜDS'ye girdim. Tofaş-Banvit maçına gittim.

Nisan 2012 : Kendimi Türk filmlerine adadım. Yemedim, içmedim, izledim.  Tez konumu aldım. İşi bıraktım.

Mayıs 2012 : Ayın ilk 10 günü içinde tezimi yazdım ve teslim ettim. Sonuç AA. Hızlı ve bir o kadar da başarılı bir tez dönemi geçirmişim gördüğünüz gibi. ALES ve KPDS'ye girdim.

Haziran 2012 : Finaller bitti. Mezun oldum. İşsiz mühendisler kervanına katıldım. Mezuniyet balosuna ve kep törenine katıldım. Tahmin ettiğimden daha fazla eğlendim. 26 Haziran günü ajandama düştüğüm not: İnsanlar hayatın boyunca kim olduğunu söyleyip duracak sana. Seninse yapman gereken onları susturup "hayır ben buyum" demek. Neden böyle bir şey yazdığımı hatırlamıyorum.

Temmuz 2012 : Aileyle 1 haftalık tatil güzel oldu. KPSS'ye girdim. Atanmak gibi bir derdim hiç olmadı ama neden girdim bilmiyorum. "Okul bitince naapıcam ben ya?" diye kara kara düşündüğüm zaman dilimlerinin birinde başvurduğum için kendimi girmek zorunda hissettim sanırım. 

Ağustos 2012 : Yıldız, İstanbul ve Uludağ Üniversitelerine yüksek lisans başvurularında bulundum. İstanbul ve Uludağ'da mülakatlara girdim. Yedim, içtim. yattım.

Eylül 2012 : Yıldız'da mülakata girdim. Totalde başvurduğum 5 bölümden 3'üne kabul aldım.   Aralarından birini seçtim ve yüksek lisans belirsizliği ortadan kalktı. 22'yi devirdim. Altında kaldım. İstanbul'a taşındım.
 
Ekim 2012 : Dersler başladı. Sahaf festivaline gittim. İstanbul'u tanıma turları düzenledim kendime. Alışmaya çalıştım. Alıştım. 13 Ekim günü ajandama düştüğüm not: Aydın ve aydın olmayan arasındaki fark; aydın başına neler geleceğini bilir, aydın olmayan bilmez. Çok daha mutludur. 

Kasım 2012 : Derslerin yoğunluğu başladı. Tahminimden daha çok ders çalışır buldum kendimi. İlk defa okul için sabahladım. Son yılların en ağır gribini geçirdim. Ölüyorum sandım. 

Aralık 2012 : Derslerin yoğunluğu aldı başını yürüdü. Biri bitmeden diğeri başladı. Arada fırsat bulup tuburuklarla Ezginin Günlüğü konserine gittim. Aylardır sinemaya gitmediğimi hatırlayıp sinemaya gittim. 


Evet, ilk etapta aklıma gelenler böyle. 

Haydi görüşürüz.

Not: Gelecek ile ilgili teorim.

 

Cuma, Aralık 14, 2012

merhaba,

Canım o kadar hiçbir şey yapmak istemiyor ki ben de hiçbir şey yapmıyorum. Eskiden yani Bursa'dayken evde yalnız kalmayı severdim. Hatta bazen "allahım ne olur kimse gelmesin ve ne olur evden çıkmak zorunda kalmayayım" diye dua ederdim. Ama şimdi sevmiyorum. Bu evde tek başına zaman geçmiyor sanki. Geçsin diye uğraşıyorum ama olmuyor işte. Dışarı çıksam daha mı iyi hissedeceğim peki? Ondan da emin değilim. 

Galiba ben bu aralar genel olarak pek iyi değilim. 

kivi

Şu hayatta en iyi yaptığım şeyi açıklıyorum. Sıkı durun : 


Pazartesi, Aralık 10, 2012

ağlama melis

Naber?

Şunu itiraf etmeliyim ki yüksek lisans olayı benim gözümde küçülttüğüm kadar basit bi'şey değilmiş. İlk zamanlardaki "ne kadar zor olabilir ki yea?" gibi söylemlerim yerini "bu kadar da yüklenilmez ki bi insana canım!"lara bıraktı. İnanıyorum ki tez aşamasına geldiğimde daha da hayıflanacağım buralarda. Şimdi gidip literatür tarayıp hiçbir şey bulamayıp kendi kendime sinir olmalıyım. Görüşmek üzere.

Kendime not: Sen kaşındın kızım!


Pazar, Aralık 09, 2012

yemekte tavşan rosto var!

Şu güzel pazar sabahında eksikliğini en çok hissettiğim şey iyi bir çizgi film.  


Probis

Canlarım, ciğerlerim; 

Madem böyle bir güzellik var bana niye söylemiyorsunuz? Niye haberdar etmiyorsunuz?
Hadi siz etmiyorsunuz; günaşırı abur cubur standlarında derinlemesine kazı çalışmaları yapmama rağmen ben niye fark etmiyorum bu minik probisleri? Kim satıyor bunu? Nereden gelir, nereye gider? Az daha düşünürsem çıldıracağım. Hoşçakalın.