Perşembe, Ağustos 21, 2014

Zamanın Ruhu

Günaydın, günaydın. 

Şu an saat 08:35. Pek çok şanslı insan hala yumuşak yataklarında uyuyor ve bunu bilmek bana acı veriyor. UYANIN! Bence yani.

Günlerin bu kadar hızlı geçmesine gerçekten inanamıyorum. Ağustos 21 olmuş. Bana kalsa hala Mayıs falan olmalıydı. Neyse, bu konuda düşünüp düşünüp çıldırmaktan başka bi'şey gelmiyor elimden.

Yarının Cuma olması oldukça güzel. Yarın İstanbul'a gidiyor olmam da ayrı güzel. ihih ^^ İstanbul'u ve İstanbul'da olmayı gerçekten özlüyorum. Rennes'i ve Rennes'de olmayı da özlüyorum. Sanırım şu an içinde bulunduğum şehri ve bu şehirde olmak dışında her şeyi özlüyorum. 

Mesela şimdi Ç.'yi de özledim.  

*Ben şuraya 3 satır yazı yazana kadar 10:19 olmuş. Biri zamanı durdursun lütfen. 

 

Perşembe, Temmuz 24, 2014

Melaba,

Ben baya mutluyum da bilin istedim. ihih ^^

Perşembe, Haziran 12, 2014

mükem-

Şimdi şöyle ki her insan hata yapabilir. Fakat lakin ki öyle değildir. 

İşim konusunda hata yapmak istemiyorum. Evet, belki hata yaparak öğreneceğim hata yapmamayı. Ama olsun işte. Ben hata yapmak istemiyorum. Sanırım her geçen gün ben daha çok başak burcu oluyorum.  

Yazık bana bee. 

Çarşamba, Haziran 04, 2014

To Do

Mütemadiyen to do listeme bi'şeyler ekliyorum. Ama sonuç yok. Bu aralar yine çok İpek'im. 


Cuma, Mayıs 16, 2014

Kara Elmas Tabut Olmuş

Merhaba,

Bugün Ördekler'in doğum günü. 4 yaşına bastı keratalar. Tabi böyle bir zamanda doğumgünü kutlamaya mecalimiz yok. Ne onların ne de benim. Sadece bilin istedim. 

Zaten yeterince moralim bozukken ilk yazdığım postlara bakarken farkettiğim şeyle daha da beter oldum. Blogu açtıktan 5 gün sonra o dönem yaşanan 30 madencinin hayatını kaybettiği maden kazası ile ilgili bi'şeyler karalamışım. 4 yıl önce 30 can yitip gitmişken 4 yıl sonra bugün 284 canı kaybettik. Hoş 284 diyoruz da doğruluğu da tartışılır hani. Her geçen gün bir adım ilerlemek yerine binlerce adım geri atıyoruz. Düşündükçe boğazımda bi'şeyler düğümleniyor. Nefesim kesiliyor. Ölüyorum. 

Birileri "Madencinin kaderidir ölüm". Ölmek bir mesleğin kaderi olabilir mi diye düşünüyorum. Bu topraklar da oluyor. Kaza da ölmese daha sonra çıkıyor vurduğu her kazmanın acısı. Dedem gençken madencilik yapmış birkaç sene. Sadece birkaç sene. Başına hiç iş kazası gelmemiş ama ölüm nedeni tüberküloz. Yani verem. Bugün halen yaşayan ve geçimini madencilikle sağlayan diğer işçilerin sonu ne olacak? 

Ne olur artık olmasın. Ne olur olmasın. Ne olur. 
Ben dayanamıyorum. Onlar nasıl dayansın?


Cuma, Nisan 04, 2014

Evrak Kayıt

Merhaba,

Yapmam gereken milyonlarca iş varken ofise saklanmış şekilde size bu postu hazırlıyorum sevgili okurlarım. Öncelikle bunu bilin ve beni sevin. 

Bu aralar bahar depresyonu mu desem yoksa kronik depresyon belirtisi mi desem bilemediğim saçma salak bir halet-i ruhiye içindeyim. Kendimi yorgun ve yetersiz hissediyorum. ya çok mutlu oluyorum ya çok mutsuz. Ve işin garibi bu durum herhangi bir olaya göre değişmiyor. Durup dururken birden oluveriyor. Şaşırıyorum. Ama çaresini bulamıyorum. 

Hayatımdaki kimseye yeterince vakit ayıramıyorum. Ailemle oturup adam gibi muhabbet etmeyeli ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum bile. Arkadaşlarım var sonra. Mesela Tuburuk nişanlanıyor. Halin nicedir demek için bile arayamıyorum. 10 parçaya falan bölünsem ne güzel olur. 

Kendi adıma da o kadar hiçbir şey yapmıyorum ki her gece bunun için kendimi suçluyorum. Yetişemiyorum sanki hiçbir şeye. Her gün İŞTEN ÇIKINCA HEMEN EVE GİDECEĞİM VE KİTAP OKUYUP SANATLI FİLMLER İZLEYECEĞİM diye kendime söz veriyorum fakat lakin ki asla işten çıkınca eve gidemiyorum. Eve vardığımda ise bunları yapabilecek ne takatim ne de zamanım oluyor. Yatağıma yapışıveriyorum. 

Esasen bu küçük ve şirin isteklerim dışında yapmam gereken daha zaruri işlemler var ama onlar zaruri oldukları için direkt es geçiyorum. Mesela tez. Şu blogda neredeyse son 10 aydır TEZ! TEZ! diye yırtınıyorum ama kendisi için henüz tek bir adım atmadım. Atasım da gelmiyoergjksog. Evet, bu konuyu es geçelim. 

Bu arada Coursera'dan ders almaya başladım. 

"Developing Innovative Ideas for New Companies" 
Bir ders adının bu kadar kuul ve kapitalistçe olmasına insan gerçekten hayret ediyor. 6 Nisan'a kadar 2 haftalık ders izlemem ve quizlere katılmam gerek. Şimdilik yapabilitem konusunda inancım yüksek. Yani yüksek gibi. Kısmet. 

Fransızca konusunda da yaptığım tek şey metroda seyahat ederken Duolingo'da takılmak. Bu da demektir ki nerden baksanız haftada 4-5 gün 10'ar dakika Fransızca çalışıyorum. 

Yani nerden baksam tutarsızlık, nerden baksam ahmakça.

P.S. BU AKŞAM İŞTEN ÇIKINCA HEMEN EVE GİDECEĞİM VE KİTAP OKUYUP SANATLI FİLMLER İZLEYECEĞİM ^^

P.S.2. Hayır, 5 dakika kadar önce başka bir plan çıktı -__-


 

Pazartesi, Mart 24, 2014

İnek Obası

Ne zaman ki bi'şeyler yolunda gitse, ne zaman ki "oh be" desem her şey yeniden karışıveriyor. Mesela saçma sapan bir telefon beynimi alt üst etmeye yetiyor. Kördüğüm olmamak için kendimi tutuyorum. Sinirleniyorum. Çok hem de. Çünkü insanların bu kadar bencilce davranmasını kaldıramıyorum. Öyle bi'şey ki herkes herkesin hayatına istediği zaman dahil olup istediği zaman o hayattan çıkabilme yetisini kendinde buluyor. Nasıl bi'şey bu? Nasıl bir özgüven? 

Belirtmek isterim ki öyle bi dünya yok.    


Böyle arkadaşlar için temsili fotoğrafımız da bu olsun. *