Pazartesi, Mart 14, 2011

düşmek


düşene gülünür. bence öyle yani. insanların "düşene gülünmez" konusundaki hassasiyetlerini anlayamıyorum. yani büyük bir zarar söz konusu olmadıkça niye olayı abartıyorsunuz kardeşim. altı üstü düştü. ve komik oldu. ölmedi yani. gülmemek için kendini zor tutarken "ah ah, vah vah" demeye çalışmak daha da komik oluyor bence.

deniz akkaya merdivenlerden düşmüş. düşmemiş yuvarlanmış adeta. şu sıralarda tv'de o geçiyor sürekli. fondaki müzik, korku müziği. dandandandan!! bu ne be? bence oraya salako'nun müziği felan konmalıydı. rahat olun azizim. ben başkasını geçtim kendim düşünce bile yarım saat gülüyorum. be cool!

dipnot: dişim ağrımaya devam ediyor. dayanamıyorum.

Pazar, Mart 13, 2011

diş-

deli gibi diş ağrısı çekiyorum.
sol yanağım, sağ yanağıma göre daha büyük artık.
sola çekiyorum.
lanet.

fuaraltından notlar


son iki haftadır fuar zamanı idi bu topraklarda. daha önce duyurusunu yaptığım 9. kitap fuarı bugün sona erdi. bu sene öyle abuk bir zamana geldi ki fuar, kendi kendini bitirdi adeta. havanın insanın dötünü dondurduğu günlerde haliyle kimse kitap düşünememiş ki güneşin kendini göstermesiyle birlikte ısınan dötler kendini fuar alanına atmış. adım atılacak yer yoktu salonlarda.

aslında bu sene, son güne dek gitmemin tek sebebi havanın soğuk oluşu değildi. bursa fuarı anlayamadığım bir şekilde fiyat konusunda piyasayla aynı. yani fuara gidip ucuz kitap alayım gibi bir durum asla söz konusu değil. ha tabi dandik birtakım kitapları 5 liradan 3 liraya indirmişler, haklarını yemeyeyim. ama esas alıncak kitaplar piyasayla aynı. yamulmuyorsam sadece can yayınlarında %20 gibi bir indirim vardı ki o da internetteki satış fiyatına denk geliyor zaten kitabın.

hasılı bu yıl gitmemek için çok direndim. lakin yine dayanamadım. kalktım gittim. fuar alanına gelene dek trafikte çekilen çileye değinmek bile istemiyorum. ama fuar salonuna değinmeden geçmiyeyim. o nasıl bir kalabalıktır? o nasıl bir kargaşadır? aman. fuardan çıkış ayrı bir dert. otobüs bulmak ayrı bir dert. belediyenin koyduğu servisler nerede idiler, hala merak diyorum. neyse işte. gittim, geldim. hiç bir şey değişmemiş, gördüm. ha, bir de haklarında hiçbir şey bilmediğim 3 adet kitap aldım. umarım iyidirler.

Salı, Mart 08, 2011

rastgele


selam.
ne haber?

uzun süredir internet yüzü göremediğimden mütevellit şu an çok mutluyum, çoşkuluyum, on kaplan gücündeyim. o nedenle mazur görün beni. bahsetmek istediğim pek bir şey yok esasen şu an. neyse.

bugünlerde pek bir yoğunum efem. yoo yoo, hayır. düşündüğünüz gibi değil. bizim holdingde yönetim kurulu başkanlığına felan getirilmedim henüz. amma velakin spora başladım azizim. baktım ki bir ortama girmeye kaltığımda göbeğim benden önce keşif turuna çıkıyor, hemen gidip kaydoldum salona. sizin için sıradan gibi görünebilir ama benim gibi susadığında su alıp içmeye üşenen bir insan için oldukça büyük bir adım bu, belirteyim. bazı arkadaşlarım bu spor aşkımın pek uzun sürmeyeceği görüşünde lakin olsun. kendimi zorluyorum. ben de biliyorum biraz fazla maymun iştahlı olduğumu ama neyse şimdilik bir sorun yok. haftanın 6 günü salondayım. oha!

okula gelince. her zamanki monotonluğunda. 17 kredi dersim var. geçen dönemleri düşününce son derece relax bir ortam. hatta öyle ki dönem başında gizli inek olmayı düşünüp alttan üstten ders alıp ganomu tavan yapacaktım ama tahmin ettiğiniz gibi üşendim. böyle iyi.

laptop hala yok. içindeki her şey gitti. fotoğraflar, şarkılar. oysa ki muhteşem bir arşiv yapmıştım. lanet gitsin.

oda'yı okuyorum bu sıralar. dışarıdan bakıldığında tam bir amerikan hikayesi gerçi. ama üslup beklediğimden de güzel. ben sevdim.
son olarak belirtmek istediğim bir şey var. kadınlar günü temalı bir reklam dönüyor kanallarda şu günlerde. kadınlar olmasaydı kadınlar günü'nün bir anlamı olmazdı gibi bir şey slogan. ben böyle saçma salak bir şey duymadım.

adios amigos.

Pazar, Mart 06, 2011

Cumartesi, Mart 05, 2011

sevemedim ben bugünü

biri için bir şeyler yaparsın, uğraşırsın, didinirsin. e haliyle bir şeyler de beklersin. o ise susar. tek söz etmez. kılını kıpırdatmaz. öküz gibi bakar yüzüne. gülsem mi ağlasam mı diye düşünürsün. ne yapacağına karar veremezsin. tek başına kalmak istersin. sonra bloguna girersin. yazarsın, yazamazsın. başın döner, miden bulanır. koşup tuvalete kusarsın.

Çarşamba, Mart 02, 2011

*yasak

fazla söze ne hacet.