Pazartesi, Ağustos 05, 2013

Boşluk

Zaman ne müphem bir mefhummuş meğer. Hem yaraymış hem yara bandı dediklerine göre. İkisine de inanmıyorum artık. Zaman sadece bir bıçak. Bizleri lime lime doğruyor. En küçük yapı taşımızı bulana dek buna devam ediyor. Bulduğu an ise yok oluyorsun. Boşlukta süzülüyor varlığın. Ne tutunacak dalın kalıyor ne de o dalı tutacak ellerin... Sadece uçuyorsun. Konacak bir yerin olmadığı için aşağıya bakmaya gerek duymuyorsun. Kanatlarının rotası hep daha karanlıklara, bilinmezlere sürüklüyor seni. Hissedemiyorsun bile. Çünkü hisselerini de iki elinin arasında ufalıyor zaman. Kırıntıların boşlukta savruluyor. Hiç oluyorsun. Yok oluyorsun.  

Yaşlandığımı, buruştuğumu hissediyorum. Zamanın acımasızlığı dolaşıyor tenimde. Pişmanlıklarım boy veriyor sularımda. Yakama yapışıp dibe çekiyor zaman. Boğulduğumu fark ediyorum. Ama çırpınmak istemiyorum. Yine tek yapabildiğim teslim olmak. Bu kez kolayca pes ettiğimden değil gücüm kalmadığı için teslim oluyorum zamana. 

İnandığım, inanmak istediğim her şeyi kaybediyorum. Zaman hepsini alıp götürüyor bir daha geri getirmemek üzere. Öncesinden farklıyım şimdi. Huzurlu mutsuzluğum artık sadece huzursuz bir boşluk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

naber?